Yeni Nesil Ebeveynler: Şefkatli İletişim Stratejileri
Ebeveynler ve öğretmenler olarak hepimiz zaman zaman çocuklarla olan iletişimimizde sorunlar yaşayabiliyoruz. Bu sorunlar genellikle her iki tarafın istek ve ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı durumlarda meydana geliyor.
Şefkatli İletişim yaklaşımının temelinde hem kendimizle hem de çocuklarımızla samimi bir bağ kurmak, farkındalıklı bir biçimde dinlemek, konuşmak ve karşılıklı güven yaratmak yatıyor. Her iki tarafın da ihtiyaç ve isteklerinin derinlerinde yatan nedenleri keşfederek ve bunları karşılıklı güven zemininde iletişime taşıyarak…
Bu noktada bilinçli farkındalık, neyi nasıl algıladığımızı ve düşündüğümüzü gerçekten sorguladığımızda etkili oluyor. Yani, “bu yanlış, bu doğru.” demeden, meli-malı’ları devre dışı bırakarak ve ön yargılardan uzaklaşarak…
“Say What You Mean - Ne Demek İstiyorsan Onu Söyle” kitabının yazarı Oren Jay Sofer, bilinçli şefkatli iletişim stratejilerinin çocuklarımızla derinden iletişim ve bağ kurmamızda etkili olduğunu öne sürüyor.
Örneğin çocuğumuza “Odanı topla!” gibi bir istekte bulunduğumuzda, eğer bu talebimizin gerisinde yatan gerçek ihtiyacımızı çocuğumuza aktaramıyorsak, o zaman odasını temizleme görevi için ona pek bir alan yaratmamış oluyoruz. Oysa, bir an durup kendimize “Bu odanın toplanması benim için neden bu kadar önemli? Çocuğuma neden ben bu soruyu soruyorum?” diye düşündüğümüzde, üstelik aynı durumu bir de çocuğumuz açısından değerlendirdiğimizde iletişimde bambaşka kapılar aralanabiliyor.
Örneğin, gerçekte arzuladığınız şey, evinizin derli toplu ve güzel görünmesi olabilir mi? Ya da yaptığınız her işte çocuğunuzdan destek ve yardım alma isteğiniz olabilir mi? Ya da çocuğunuzun sağlıklı alışkanlıklar edinmesini istiyor olabilir misiniz? İste bu noktada isteğinizi nedenleriyle aktardığınızda olay başka bir yöne doğru evirilebiliyor.
Bu durumda, mesela çocuğunuza “Görüyorum ki odan epey dağınık, oyuncakların da yerlerde, o yüzden zaman ayırıp odanı düzenlemen beni çok mutlu edecek ve daha iyi hissettirecek.” gibi bir söylemle yaklaşabilirsiniz. “Hayır odamı toplamak istemiyorum, şu an oyun oynuyorum.” gibi bir cevap aldığınızda ise “Seni anlıyorum, şu anda eğleniyorsun; harika! O zaman odanı mesela oyun bitiminde toplayabilir misiz, ya da başka bir zamanda?” diye yaklaştığınızda, ona bir seçim hakkı vermiş oluyorsunuz ve hatta odasını düzenlemediğinde kendini “keşke yapsaydım” gibi hissedeceği bir duruma sokabiliyorsunuz. Böylelikle hem onun özgürlük ve bağımız olma isteğini onurlandırmış, hem de onunla bağlantı kurmuş oluyorsunuz.
Bu iletişimin son derece samimi ve açık yüreklikle yapılması şart. Ayrıca net ve transparan olmamız da dönemli.
Burada strateji öncelikle kendimize çocuğumuzun ne yapmasını istiyoruz sorusunu sormak. Ne yapmamasını değil. Asıl kritik soru ise 2.soru: Çocuğumuzun yapmasını istediğimiz şeyin onun açısından nedenlerinin ne olmasını istiyoruz?
İşte burada hem kendimizin hem de çocuğumuzu ihtiyaçlarını aynı anda gözetme durumu ortaya çıkıyor. Sonuçta bizden korktukları için ya da bir ödül alacakları için değil yaptıkları hareketin onların iyiliği, sağlığı ve gelişimi için doğru olduğunu anlamaları gerekiyor.
~YENİ NESİL 2000 OKULLARI