Değerlerimizle fark edilmek…
Yeni Nesil 2000 Okullarında eğitim sistemimizin amacı bilgiden yaşam bilgeliğine doğru yol almak. Yaşam bilgeliği dediğimiz şey aslında çocukların sadece zihin becerilerini değil, nezaket, tebessüm, teşekkür etmek, saygı göstermek gibi insani değerleri de geliştirmesini sağlamaktan geçiyor.
Günümüz teknolojik gelişmeleriyle insanları birbirine bağlayan dijital ve fiziksel dünyalar, ilişkilerin sınırlarına etki ederken topluluk içindeki tavırlarımızı yönetmemize imkân veren bazı kuralların, yeni dünya düzenine uygun biçimde ele alınması ve hatırlatılması gerekmiyor mu sizce de?
İster özel yaşamımızda ister iş hayatımızda olsun nerede, nasıl davranacağımızı bilmek, görgü kurallarına uymak, insan ilişkilerine değer vermek başarı ve başarısızlık arasındaki ince bir çizgi aslında. Yaşam aslında değerler olarak benimsediğimiz her şeyin karşılığını bize fazlasıyla sunuyor. Çocukluktan itibaren kazandığımız bu basit gibi görünen yaşam becerileri, uygulamayı önemsediğimiz sürece bize itibar ve başarı sağlıyor.
Hayatta mutlu ve başarılı olmanın yolları, yalnızca yüksek zeka kıvraklığına sahip olmakla ilgili değil. Duygusal zeka da en az aynı öneme sahiptir.
Bununla ilgili dünyanın en önemli sanayicilerinden biri olan ve Ford Motor Company'nin kurucusu Henry Ford’un deneyimlerinden anlattığı gerçek bir hikâye var.
Henry Ford, bir gün şirketi için önemli bir pozisyona almak istediği iki adayı akşam yemeğine davet eder. Bu iki adayın ortak özellikleri,
her ikisinin de aynı üniversiteden mezun olmaları yanında, not ortalamalarının aynı ve çok zeki olmalarıdır. Henry Ford ve adaylar akşam yemeğini bitirdikten sonra restorandan çıkarlar ve çıkar çıkmaz Bay Ford, adaylardan birine işe alındığını, diğerine ise birlikte devam etmeyeceğini söyler ve bu güzel akşam için çok teşekkür eder.
Reddedilen genç adam cesaretini toplayarak Bay Ford’a “Size bir şey sorabilir miyim efendim?” der. “Bu akşam yemeğinde sizinle mühendislikten hiç bahsetmedik, arabalardan hiç konuşmadık, üniversiteden hiç konuşmadık. Sadece genel şeylerden bahsettik. Öyleyse neden beni değil de arkadaşımı işe alıyorsunuz?”
Bay Ford genç adama yemekte her ikisini de gözlemlediğini ve iki nedenden dolayı onu seçmediğini şu sözlerle ifade eder. “Birincisi, arkadaşınız bifteğini önce tattı ve sonra tuz koydu. Siz ise önce tuz koydunuz ve sonra bifteğinizi tattınız. Açıkçası ben bir şeylerde değişiklik yapmadan önce deneyen insanları severim.
İkincisi ve en önemli sebep, arkadaşınız tüm gece boyunca herkese karşı kibardı ve garsonlar kendisine servis yaparken onlara teşekkür etti. Hâlbuki sizin için size servis yapanlar tüm akşam boyunca görünmezdi ve siz sadece bana hitap ederken kibardınız. Dolayısı ile benim şirketim için seçeceğim büyük lider hiyerarşiyi değil, insanı görmeli. Bu yüzden sizi seçmedim.”
Bir çoğumuz nazik olmayı, davranmayı sadece başkalarına karşı yapılan bir eylem olarak görüyoruz. Başkalarına karşı dikkat, özen, incelik gösterme, saygı duyma, başkalarını önemseme ve değer verme, nazik olmanın yapıtaşları. Peki bu başkaları kim? Sadece sevdiğimiz insanlar mı? Sizce sevmediğimiz ya da önemsiz bulduğumuz kişilerin duyguları bir hassasiyet ve nezaket hak etmiyor mu?
~ YENİ NESİL 2000 OKULLARI